Sessizlik

7 Temmuz, 2008

John Zerzan

Sessizlik, değişik derecelere kadar bir soyutlanma aracı olmaya alışıktır. Artık, bugünün dünyasını boş ve ayrışık kılmaya çalışan, sessizliğin yokluğudur. Kaynakları gasp edilmiş ve kurutulmuştur. Makine, küresel olarak uygun adım ilerliyor ve sessizlik, gürültünün henüz nüfuz etmediği, önemini kaybeden bir yerdir.

Uygarlık, rahatsız edici sessizlikleri gizlemek için tasarlanmış bir gürültü komplosudur. Sessizliğe saygı gösteren Wittgenstein, sessizlik ile ilişkimizin kaybını anladı. Sessiz olmayan şimdiki zaman, uçucu dikkat anları, eleştirel düşüncenin aşınması, ve derinden hissedilmiş deneyimler için azalmış bir yetenek zamanıdır. Sessizlik, karanlık gibi, edinilmesi zordur; fakat zihin ve ruh onun desteğine gerek duyar.

Kuşkusuz sessizliğin pek çok ve çeşitli tarafları vardır. Çoğu kez ilişkili durumlar olan korkunun, kederin, uyumun, karmaşanın maruz kalınan veya gönüllü sessizlikleri (örn. AIDS-farkındalığı “Sessizlik=Ölüm” formülasyonu) vardır. Ve Rachel Carson’un Sessiz Bahar‘ında belgelendiği gibi, doğa devamlı olarak susturulmuştur. Doğa tam olarak susturulamaz, yine de, bazılarının neden onun yok edilmek zorunda olduğunu hissettiklerini açıklamada belki de çok ilerilere gider. “Doğanın, kendi doğamızı da içeren, susturulması yaşanmıştır,” sonucunu çıkardı Heidegger,1 ve bu sessizliğin, sessizlik olarak, konuşmasına izin vermemiz gerekir. Hâlâ oldukça sık konuşur, buna karşın, kelimelerden daha sesli konuşur.

Yazının devamı »

Civanperçemi

1 Temmuz, 2008

Civanperçemi (lat. Achillea millefolium), nam-ı diğer Kandil çiçeği, Akbaşlı, Barsama otu, Binbir yaprak otu, Ayvadana, Dülgerotu… Mayıs-Ekim ayları arasında çiçek açar. 30-70 cm arasında boya sahiptir. Çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında bolca yetişir.

Özellikle bahçelerde refakatçi bitki olarak çok kullanışlıdır. Bazı kötü niyetli böcekleri kovmakla kalmaz, bu böcekleri tüketen, yararlı böcekleri (uğur böceği ve çiçek böceği gibi) cezbeder. Toprağın kalitesini arttırır, yaprakları oldukça iyi bir gübredir, ayrıca etrafındaki diğer bitkilere de doğrudan faydalı olduğu söylenir. Yakınlarında yetiştiği hastalıklı bitkilerin sağlıklarını geri kazanmasına yardımcı olduğu söylenir.

Sivrisinekler (ve diğer bazı böcekler) ile yoğunlaşan yaz günlerinde oldukça kullanışlı bir otsu bitkidir. Böcek kovucu özelliğinden faydalanarak, sivrisineklerden kurtulabilirsiniz. Güneşli havada topladığınız civanperçeminin çiçekli kısımlarını doğrayarak bir şişeye doldurun. Üzerini kaplayacak şekilde alkol (votkanın da işe yaradığını söyleyebilirim) ekleyip, şişenin ağzını iyice kapatın. Güneş gören bir yerde birkaç hafta şişeyi bekletin. Ta-tam kullanıma hazır. Küçük bir parfüm şişesine süzüp böcek kovucu bir tentür olarak kullanabilirsiniz. Tentürün bulunmadığı zamanlarda, arazide, çiçeklerini ezip vücudunuzdaki açık yerlere sürerek kullanabilirsiniz. Bu tentür sivrisineklerde oldukça işe yaradığı gibi, kene ve sinekleri de kovduğu ve DEET’den daha etkili olduğunu söyleyen, ABD Ordusu tarafından yapılmış çalışmalar olduğu söyleniyor (Susun S Weed, “Ease Those Bug Bites With Easy Herbs”), ancak kene kovucu etkisini şahsen deneyimlemiş değilim.

Yazının devamı »

Tahakkümün Siberağı

20 Haziran, 2008

Feral Faun

(Yazarın notu: Bu makale ideal olarak hoşuma gideceğinden daha spekülatiftir, çünkü modern toplumun tek bir bakış açısının doğasında olan yönelimlerinin, elbette, bu toplumun diğer bakış açılarıyla ilişkide olan yönelimlerinin izini sürmeyi deniyor. Bu makale, sibernetiğin neden potansiyel olarak bile özgürleştirmediğini, ve nihayetinde asi özgür ruhlar tarafından karşı çıkılacağını gösterme girişimi olarak okunmalıdır, bir tahmin yürütme olarak okunmamalıdır.)

“Aletin diktatörlüğü en kötü diktatörlük şeklidir.” - Alfredo M. Bonanno

Devam eden bir devrim var. Bireylerin otoriteye karşı ayaklanmasından, isyanından bahsetmiyorum (Bu devrim sonlarına doğru bazı anti-otoriter eğilimler kazanabilmiş olsa bile). Sosyal üretim tarzındaki çok büyük, niteliksel bir değişimi kastediyorum. Endüstriyel sermayenin bu süreçler üzerindeki egemenliği sibernetik sermayenin egemenliğiyle yer değiştiriliyor. Benzer şekildeki tüm devrimlerle birlikte, bu, rahat, kolay, sakin bir dönüşüm olmayacaktır. Eski yönetim düzeni ve yeni yönetim düzeni çatışma içerisindedir. Geçmiş birkaç sene boyunca Amerikan politikasındaki tepkisel unsurların kuvveti, eski düzenin egemenliğini sürdürmeye çalışmakta olduğunun kararlılığını gösterir. Ancak eski düzenin egemenliği giderek politik kalır, ve sibernetik yeni düzen ekonomiye hükmeder. Teknofilik anarşist arkadaşlarımdan bazıları bana, “sibernetik çağın gerçeklikleriyle yüzleşmem gerektiğini” söylemişti. Benim için, bu, sibernetik çağdaki tahakkümün doğasını incelemek ve amansızca saldırmak anlamına gelir. Gözlemlerim, sibernetik bilim ve teknolojinin bu tahakkümün önemli bakış açıları olduklarını gösterir.

Yazının devamı »

Sarı Kantaron

7 Haziran, 2008

Sarı KantaronYanda gördüğünüz Sarı Kantaron ya da başka bir adıyla Binbirdelik otu (lat. Hypericum perforatum) üzerinde pek çok sarı çiçeği bulunan çok yıllık bir bitkidir. Dünyada çok geniş bir yayılım gösterir. Türkiye’de de oldukça yaygın olarak bulunur.

Yıllardır toplayıp, harici olarak kullanım için bulunduruyoruz. Hafta içi gittiğim deniz kıyısında, ormanın hemen kenarındaki düzlüklerde bolca toplayıp, bir şişede hazırladım: Güneşli havada topladığınız bitkinin çiçekli kısımları bir şişeye doldurulur. Üzerine bitkiye kaplayacak kadar zeytinyağı ekleyip, güneş alan bir yerde bekletilir. Yağ kırmızı rengi aldığında yaraları iyileştirici olarak kullanılır. Yaraların tedavisinde - özellikle yanık yaraları - gördüğüm en etkili yöntem. Ayrıca bitkiyi kurutarak çay olarak tüketildiğinde mide yaralarını iyileştirici etkisini bir yakınımda da bizzat deneyimledim.

Sarı kantaron ayrıca yaygın bir şekilde anti-depresan olarak da kullanılıyor. Almanya’da hafif depresyon vakalarında reçeteye yazılıyor. En çok ticareti yapılan bitkilerden biri, öyle ki hap/kapsül şeklinde de satılmaktadır.

Ayrıca Amerikan Yerlileri tarafından düşük ilacı olarak ve dıştan kullanımla iltihap kurutucu, kanama durdurucu ve antiseptik olarak kullanılırmış. Fark ettiğiniz gibi dış kullanımda hemen hemen damarotu ile benzer özellikleri var.

Yazının devamı »

Postmodernizm Felâketi

29 Mayıs, 2008

[John Zerzan'ın Gelecekteki İlkel kitabından alıntıdır.]

Madonna, “Eğleniyor muyuz bari?”, süpermarket tabloidleri, Milli Vanilli, sanal gerçeklik, “yere yapışana kadar alış-veriş edin”, PeeWee’nin Büyük Macerası, New Age/bilgisayar “takviyeli”, mega bulvarlar, Konuşan Kafalar, komik-strip filmleri, “yeşil” tüketim. Tamamen yüzeysellikten ve kinimizden müteşekkil bir varoluş. Toyota reklamı: “Yeni değerler: tüm o ıvır zıvırları koruyup taşımak;”, Details dergisi: “Tarz Meseleleri”; “Neden, Neden Sorusunu Sorarsınız? Bud Dry’ı Deneyin”; bir taraftan televizyonla alay edip bir taraftan da bakıp usanmadan televizyon izlemek. Anlam denilen nosyonun gırtlağına dayanan ve bu nosyonu bertaraf eden bir tutarsızlık, parçalanmışlık, görececilik (yoksa rasyonelliğin sicilinin bunca bayağı olmasından mıdır?); aykırılıkların ne kadar kolayca moda haline geldiğini göz ardı ederek marjinale sarılmak. “Öznenin ölümü” ve “temsilin krizi”.

Yazının devamı »